BÜTÜNCÜL BAKIŞ PERSPEKTİFİNDEN HASTAYA ve HASTALIĞA BAKMAK

Hastalarımla kurduğum ilişkide daha butik çalışmaya başladığımı hissediyorum. Tedaviler artık kişiye özel, öncelikle daha spesifik çalışmayı gerektiriyor. 

Bugünkü hasta bakışımda, yüksek tansiyonu olan hastaya sadece antihipertansif ilaç vermek, romatizması olan hastaya antiinflamatuar ilaç vermek ya da depresyonda olan bir hastaya antidepresan ilaç verme tedavisi benim artık içime sinen bir tedavi yaklaşımı hiç değildir. 

Sorgulamaya başladım. Neden tansiyonu yükselmiş olabilir? Neden depresyona girmiş olabilir ya da neden gebe kalamıyor? Neden miyomları oluşuyor? Neden erken menopoza giriyor. 

Şunu daha net görmeye başladığımı söyleyebilirim. Hastalığı yaratan farklı durumlar arasında bir bütünlük vardır. Hastalığın sebeplerinin derinlerine girdiğimizde boyun eğme, kabullenme, çaresizlik, yetersizlik, ketlenme, terkedilme, yalnız kalma, kabullenilmeme, ezilme, aşağılanma daha pek çok derin duygular çıkabilir.

Kişinin çaresizliği karşısında hastalığı kabul etmekten başka çaresi kalmayabilir. Tabiki hastalığın başladığı yaş ya da genetik, epigenetik sebepler hastalığı çok farklı alanlara taşıyabilir. 

Hastalık yaratan örnekler, bebeğin annesinden ayrıldığı zamanlar terk edilme depresyonunu tetiklerken, bir eşin diğer bir eş tarafından baskın olduğu bir ortam değersizliği ve ezikliği hissettirebilir. Belki de sevdiği birinin kaybı onu yalnızlığı ve ihmal edilmiş çocukluğuna götürebilir. 

Bu durumların karşısında yaratılan fizyolojik dengesizlikler arasında da bir bütünlük vardır. Kortizon gibi hormonlar yüksek seviyede salgılanır. Belirli metabolik yolaklar bu hormona duyarlıdır. Hastalıklar vücudun dengesizliğidir. Kişiye bir nevi uyarıdır. Farkındalığının artması gereken bir dönemdir. Bu krizin üstesinden nasıl gelebiliriz, asıl çözülmesi gereken mesele budur. Tabiki sağlıklı beslenme, doğal besin kaynaklarına ulaşabilme, egzersiz, düzenli yaşam, stresten uzak kalabilme, gerekli vitamin ve mineralleri tüketebilme, hormon regülasyonu, iyot metabolizması, metilasyon dengesi önemlidir. Buralarda tamamlayıcı tıbbın desteği olan akupunktur, ozon tedavilerini de ekleyerek sistemi daha sağlıklı hale getirebiliriz. 

Böylelikle hastalıkları ayrı ayrı tedavi etme değil de vücudun bütününü korumayı amaçlarız. 

En önemli destekte psikoterapi desteğidir. Kişinin hastalığının ortaya çıkma dönemindeki duyguları ve hissettiklerine yönelik dinamik bütüncül bir psikoterapi desteği sunulmalıdır. 

Çağımızın tıbbı biraz daha otoriter maskülen bir tıptır. Oysaki kişinin hastalandığında sevgi ve güveni temsil eden anneye ihtiyacı vardır. Yani bu dönemin tıbbının feminen bir tıbba gereksinimi vardır. 

Dr. Sebahat Turan 

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı 

 

Bütüncül Psikoterapi Makaleleri

ANNE VE BEBEK BAĞLANMASI

Doğmamış bebekle annenin ilk iletişimi anne rahmindeyken başlar. Gebelik boyunca var olan bu pozitif bağ bebeğin sevgiyle karşılandığını ve istendiğini anlatır. Doğum anında bu bağ aşka dönüşür...

ANNE VE BABALIĞA DOĞMAK

Doğum denildiğinde sağlık çalışanları için; iş, hastane ortamı ve yapılması gereken rutin bazı uygulamalar anlaşılır. Oysa doğumun anne-baba adayları için anlamı; hiçbir şekilde serumlar...

DOĞUMU YÖNETEN İLKEL BEYİN NASIL ÖZGÜRLEŞİR

Bebek doğup konuşabilme sürecine gelene kadar, primer süreç de gelişen ve büyüyen beyin ilkel beyindir. Akıl ve mantık beyni, bebek konuşmaya başladıktan sonra gelişmeye başlar.  Bebeğin ilkel...