Yeni doğduklarında bebeklerin duyu organlarının çok az gelişmiş olduğu düşünülürdü. İnsanlarda beş ana duyu vardır. Bunlar dokunma, tat alma, koku alma, işitme ve görmedir. Bu beş duyu, bireyin dış dünyayla olan ilişkilerini düzenler. Duyuların anne karnındaki gelişimini tam anlamıyla bilebilmek, doğal olarak olanaksızdır.
Fetüsün ve yeni doğmuş bebeğin duyu algılarını anlamaya çalışan çok fazla çalışma vardır. İşte bebekle anne ilişkisindeki bu çalışmalar hala kuramsal ve hala tartışmaya açıktır.
Bebeklerin duyuları gebeliğin daha ilk haftalarından itibaren gelişmeye başlar. Bebeklerin kalp atışları duyulduktan sonra bebekler bütün duyguları hisseder. Duygular bedende kaydedilir.
Gebelik döneminde mümkün olduğunca anne adaylarının stresten uzak kalmaları tavsiye edilir. Strese bağlı anne bedeninde salınan kortizol hormonu, kan dolaşımı yoluyla bebeğe ulaşır. Adrenalin salgısının artması bebeğin de stresini artırır. Oksitosin hormonu da aynen bebeğe iletilir.
Koku duyusu
Bir fetüsün burnu 11 ile 15’inci hafta arasında gelişir. Kokuyu burundaki reseptörlerden alıp beyne ileten olfaktör sinir 13. Hafta civarında bu bağlantıyı sağlar.
Anne karnındaki bebeğin koku duyusu koklayarak sağlanmaz. Gebeliğin son aylarında, özel reseptörler kimyasal uyaranlara yeterince yanıt verecek kadar gelişir. Fetüsün burnunu tıkayan tıpa gebeliğin ortalarına doğru çözünür. Fetüs tarafından amnios sıvısı burna çekilirken içindeki kokular da koku alma reseptörleri ile temas ederler. Kokular, bu reseptörleri burun damarlarından sızma yoluyla da ulaşırlar. Bebekler doğduklarında güçlü kokulara çok rahat tepki verirler. Beklenenden iki ay erken doğan bebeklerde de koku duyusunun geliştiği görülmüştür. Yeni doğan bebeklerin önceden hiç koklamadıkları halde anne sütünün kokusunu alırlar ve gözleri kapalıda olsa memeyi bulup emerler.
Son 3 ayda annenin aroması güçlü ürünlerin tüketimi bebek tarafından çok rahat algılanır.
Yeni doğan bebekler doğumu izleyen 1 saat içinde amnios sıvısı kokusuna karşı özel ilgi duyduklarını göstermiştir. Koku duyusu, bebeğin meme başını bulması için en iyi yol göstericilerden birisi olabilir.
Doğum yapan kadın kolay hissedilmeyecek olan kokulara genellikle yanındakilere söyleyebilir. Annenin de bebeğinde bu dönemde koku hassasiyeti çok artar. Doğumdan hemen sonra, birbirlerini tanımak için koku duyusundan yararlandıkları açıktır.
Anne kokusu için yapılan pek çok çalışma olmuştur. Doğumdan sonra bebekler kendi annesinin sütünün kokusuyla başka bir annenin sütünün kokusunu ayırabilirler.
Toplanan bu verilerden, doğumda anne kokusunun zaten bilindiği sonucu çıkartılabilir. Bunu bilmek, kuşkusuz yeni doğan bebeğin yeni yaşantısına uyum sağlamasını da kolaylaştırır. Bebekler annesini emmeseler bile, onun kucağında kalmak ya da annenin kokusunun sindiği bir battaniye, bir eşarp, bebek için çok iyi bir uyku arkadaşı olabilir. Kuvöz bakımı gereken bebeklerin yanına konulan, anne kokusu sinmiş bir eşyası bebeklere çok iyi gelecektir.
Tat Duyusu
Tat duyusu erken gelişen duyulardan birisidir. Fetüsün dilinde tat alma cisimcikleri oluşur ve doğuma kadar oldukça hassas bir şekilde gelişir. Tat almadan sorumlu olan algılayıcılar gebeliğin 12-15. haftasında mevcuttur ve bunların yapısı erişkinlerinki ile hemen hemen aynıdır. Bebekler bu haftadan itibaren farklı tatları ayırt edebilir.
Amnios sıvısı sürekli yapılır ve bebek tarafından yutulur dinamik bir sıvıdır. Amnios maisi içinde değişik tatlar vardır. Bebek bir gün içinde yaklaşık 1 lt ye yakın sıvıyı yutabilir. Amniyos sıvısının içeriği tıpkı anne sütünde olduğu gibi, annenin yediği besin maddelerinin tat ve aromalarını taşır. Yapılan araştırmalar annelerin hamileliği sırasında her besin grubundan sağlıklı gıdaları tüketmesi tavsiye edilir. Bebeğin damak zevkinin şekillenmesinde bu dönemin etkisi vardır. Doğumdan sonra da bebeğiniz anne sütünden yediklerinizin tadını alacağı için sizin yediklerinizin onun yeme alışkanlığı üzerinde etkisi büyüktür. Doğduğunda bebek koku duyusu gibi tat alma duyusu da geliştiğini görürüz.
İşitme Duyusu
Kuşkusuz, işitme duyusu da anne bebek ilişkisinde etkilidir. Öte yandan, bebeğin de doğmadan önce annesinin sesini tanıdığı kesindir.
Fetal yaşamın ortalarında, işitme sisteminin aktif olduğunu anatomik veriler göstermektedir. Fetüsün, özelleşmiş bir organ olarak kulağıyla ses titreşimlerini algıladığı ve aynı zamanda deri – en ilkel duyu organı – yoluyla, seslerin yayılmasına eşlik eden anne bedenindeki titreşimleri hissettiğinin altı çizilmelidir.
Bebeğin kulağı 8. haftada oluşmaya başlar. 24. Haftada kulak tamamlanır. 25. haftadan itibaren bebek annesinin sesini duyabilmektedir 27. haftada ise annesinin sesi dışında dışarıdan gelen seslere ve hatta babasının sesini bile duyup tepki verebilir. Burada işitme kulaktaki kemikler yardımı ile değil ses dalgalarını cilt ve kemikte yarattığı titreşimler yardımı ile gerçekleşir. Anne karnındaki bebeklerin 16. gebelik haftasından itibaren ultrasonda seslere yanıt vermektedir.
Anne karnındaki bebek amniyon sıvısı, rahim duvarı, anne adayının karnı gibi pek çok bariyerin arkasında bulunmasına rağmen rahim içi sessiz bir ortam değildir. Bebek burada pek çok titreşim sese ve harekete maruz kalır. Aslında rahim içindeki yaşam oldukça gürültülü sayılabilir. Annenin damarlarından geçen kan, barsak ve mide sesleri rahim içindeki bebeğin karşılaştığı temel seslerdir. Bunların dışında anne adayının ve diğer kişilerin sesleri de bebeğe direkt olarak ulaşır. Tüm bu sesler içinde doğal olarak en güçlüsü bebeğin annesinin sesidir. Fetüsün işitme duyusu, yeni doğan bebeklerin annenin gebe iken okuduğu bir öyküyü ya da söylediği şarkıyı dinlemekten hoşlandıklarını belirtmeden geçmeyelim. Anne sesi fetüse ulaşabilecek tek sestir. Bebek anne sesini algılayıp, doğum öncesinden tanıyabilir. Kadın seslerine ve ince seslere daha çok tepki verir. Yüksek volümlü sesler bebekleri rahatsız eder. Sevginin bilimsel araştırmaları konu olduğu bir çağda ninnilerin evrenselliği kolayca yorumlanabilir.
Görme Duyusu
Görme duyusu doğum öncesi gelişir. Yaşamın ilk yarısında göz kapakları kapalı olsada fetüs ışığı fark eder ve annenin karnında parlayan ışığa tepki gösterir. Doğumda görme duyusu gelişmiştir ama yetişkindeki kadar mükemmel değildir. Doğumdan hemen önce bebeğin yüksek seviyedeki nöradrenalin salgısı bebeklerin göz bebeklerini açar ve müdahale edilmeyen doğumlarda, yeni doğan bebek gözleri açık doğar. Bebek bakışları ile adeta anneye sinyal verir. Son olarak, diğer duyular arasında oldukça entelektüel bir duyu olan görme duyusu muhtemelen anne ve yeni doğan ilişkisinde etkilidir Anne karnındaki yaşam sırasında en son gelişen duyu sistemi görmedir. Bebeğin göz kapakları 26. haftaya kadar kapalıdır. Bu süre içinde görmeden sorumlu temel birim retinadır. 26. Haftadan itibaren bebek gözlerini açmaya başlar. Gözlerini kırpabilir. Bebekler bu haftadan önce de kuvvetli ışıkları algılar ve tepki verir. Karnınızın etrafında parlak bir ışık dolaştırırsanız bebek gözleri kapalı olsa da ışığı algılar ve onu takip eder. Doğumdan hemen sonra bebek emzirme sırasındaki anne ile bebeğin yüzü arasındaki mesafeyi net görebilir. Uzak mesafeleri daha bulanık görür. Gerçekte rahim içi mutlak karanlık değildir. Tıpkı sesleri geçirdiği gibi ışığı da geçirmektedir. Ancak bu geçirgenlik ses ile kıyaslandığında çok daha azdır. Buna rağmen bebek gündüz ile geceyi rahatlıkla ayırt edebilir. 33. haftadan itibaren bebeklerin göz bebekleri ışığa tepki vererek büyüyebilir ya da küçülebilir.
Dokunma Duyusu
Gelişen embriyonun ilk oluşan hissi; dokunma duyusudur. Gebeliğin 8’inci haftasında başlar. İlk dokunma hissi genellikle ağız çevresinde ve yanaklarda ortaya çıkar. 10. haftada genital bölgede, 11. haftada avuç içlerinde ve 12. haftada ise ayak tabanlarında dokunma hissi ortaya çıkar. Aslında bu bölgeler erişkinlerde de dokunmaya en duyarlı noktalardır. 17. haftaya gelindiğinde karnın ve kalçaların tamamı dokunmaya karşı hassaslaşır. Bu duyusal değişmenin en iyi göstergeleri fetüsün kendi yüzüne dokunması ve parmak emmeye başlamasıdır. Gebelik 32’nci haftaya ulaştığında kafanın tepesi dışında tüm vücut bölgeleri artık dokunma duyusuna hassas hale gelmiştir. Son aya gelindiğinde bebek rahim duvarına sık sık değmeye başlar. Bu nedenle dışarıdan yapılan okşama ve hafifçe vurma hareketleri bebek derisindeki milyonlarca dokunma sinir ucunu harekete geçirir ve bebek tekmeleyerek cevap verir ve sizinle iletişime geçer. Bebekler dokunma duyusunu anne karnında amniyon sıvısının içinde keşfederler. Rahmin içinde bebek için birçok uyaran vardır. Sıklıkla kendi yüzlerine dokunurlar, ayaklarını, kordon bağını tutarak bu duyusunu geliştirir. Dokunma duyusu bir insanın dış dünya ile iletişiminin temelini oluşturur. Annesinin kucağında olmak ve anne dokunuşları onu rahatlatır, sakinleştirir ve ağrısını dindirir. Dokunma ile meydana gelen sıcaklık onlara güven verir. Ekstra hassas bir ciltle dünyaya gelen bebekler doğduklarında kucağa alınmaktan, dokunulmaktan ve okşanmaktan çok hoşlanırlar. Bebeğe yapılan masaj da aynı şekilde onun rahatlamasına ve iyi uyumasına yardımcı olur.
Dr. Sebahat Turan
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
0312. 285 3000
www.doğaldoğummerkezi.com
www.doğaldoğumankara.com