Endometriosiz doğurganlık dönemindeki kadınların %10 nu tutan bir rahatsızlıktır. En sık görülme yaşı 25-35 yaş arasıdır. İnfertilite olgularının da en önemli sebeplerindedir. Yaklaşık infertillerin %30-35 ‘inde görülür. Nedeni ve nasıl geliştiği konusunda da çok fazla görüş öne sürülmüş olsa da halen tam olarak aydınlatılmış değildir. Biz kadın doğumcuları ve hastayı oldukça yoran enflamatuvar bir hastalıktır.
- Endometriosiz Nedir?
Endometriosiz rahim içini döşeyen endometrium tabakasının rahmin dışındaki başka bir bölgede büyümesi ve gelişim göstermesi sonucu sıklıkla ağrılı adet ve ağrılı cinsel ilişkiyle seyreden ve infertiliteye sebep olan bir hastalıktır.
- Endometriosiz Neden Olur?
Endometriosiz hakkında bir sürü teori öne sürülmüştür. Bunlardan en kabul göre teoriye göre, rahmin iç yüzeyini kaplayan endometrium dokusunun normal âdet kanamasında olduğu gibi dışarıya akıp dökülmek yerine geriye, tüplere doğru ilerleyip yumurtalıklar üzerine ve karın boşluğuna dökülerek buralara yerleşmesi olarak tanımlanır. Bu bölgelere yerleşen endometrium dokusu her adet döngüsünde olduğu gibi buralarda da gelişir büyür ve sonrasında da dökülmek ister. Ancak dökülecek bir yer olmadığından, karın boşluğu, yumurtalıklar, bağırsakların üst kısmına doğru yerleşir. İşte her adet döngüsünde bu durum yeniden tekrarlar. Bu bölgelerdeki noktasal endometrial doku alanları bir süre sonra her adet döneminde sanki iltihaplı biçimde çoğalıp kanayarak şiddetli ağrıya sebep olur. Endometriosiz dokusunun enflamasyonla ( mikropsuz iltihap ) maddelerinden son derece zengin olması da hissedilen ağrıyı şiddetlendirir.
Endometriosiz dokusu yumurtalıklara yerleşirse yumurtaların kalitesini ve ayrıca tüplerin işleyişini olumsuz yönde etkiler. Bu bölgedeki endometriosiz odağındaki kanamalar yumurtalık içinde kan dolu kistlere dönüşür. İşte biz yumurtalıkta bekleyen kanın içindeki demirin etkisi ile kahverengiye dönüşen bu kistlere “ÇİKOLATA KİSTİ” deriz.
Bu kistlere bazen spontan ultrason muayenesinde tesadüfen tanı konulabilir. Bazen kısırlık sebebi araştırılırken görülebilir. Bazen de patlamış bir çikolata kisti olarak akut batın tablosuyla karşımıza çıkabilir.
Endometriosiz hastalığının aile içinde aktarılma eğilimi vardır. Kişinin ailesinde endometriosiz hastalığı olan biri varsa, bu kişide normal popülasyona göre hastalığın görülme sıklığı artar.
Kan dolaşımı ve lenfatik sistemlerde vücudun başka bölgelerine taşınabilir.
Bir başka teoriyse kronik enflamasyonla oluşumudur. Hücrede açığa çıkan serbest radikaller sempatik tonusu artırır. Sempatik tonus artışı her organda enflasmasyon oluşumunun başlangıcıdır. Sempatik tonus artışı olduğu sürece ilgili dokuların perfüzyonu bozulur. Dokunun oksijenlenmesi bozulunca hipoksi oluşur. Dokudaki yıkım ürünleri dokudan uzaklaştırılmadığında özellikle ekstra sellüler alanda bir asidoz hali gözlenir. Hipoksinin olduğu her bölgede, serbest radikallerin olduğu her ortamda bir enflamasyon ve alerjik reaksiyon tablosu ortaya çıkar.
Bu reaksiyonlara beden üç sistemle yanıt verir. Sempatik sinir sistemi, endokrin sistem, immün sistem. Bu üç sistem iç içe geçmiş birbirlerini hem olumlu hem olumsuz yönde etkileyebilecek yapılardan ibarettir. Bir enflamasyon süreci muhakkak bir nöro enflamasyonla tetiklenir. Endometriosiz önce sessiz başlayan ve sonrasında stresin, yorgunluğun, aromatizasyonun ve nöroinflamasyon tablosunun eşlik ettiği kronik enflamatuvar bir duruma dönüşür. Kan tablosunda CRP, IL 1 ve IL6, TNF alfa yüksekliği gözlenir. Bu durumda kişilerde depresyon, yorgunluk gözlenir. Sonuç olarak bağışıklık sistemi çöker. Peş peşe kronik hastalıklar ve otoimmüm hastalıklar vücudu etkisi altına alır.
Kronik enflamasyonla zeminin olduğu endometriosiz dokusunun özel bir durumu vardır bu doku kendi östrojenini üretebilme potansiyeline sahiptir. Normal endometrial dokuda aromataz aktivitesi yoktur. Endometriosiz dokusunda yüksek düzeyde bir aromataz aktivitesi vardır. Aromatizasyon artışı ile enflamasyonla artışı birliktelik gösterir. Sonuçta enflamasyon ve aromatizasyon hali birbirlerini tetikleyerek bir çıkmaza girer. Bu inflamasyonun kaynağını iyi bulmak gerekir. Bu vakalarda enflamasyonla, insülin direnci ve aromataz artışı ile uğraşmamız gerekebilir. Kronik enflamatuvar tüm hastalarda olduğu gibi, bu hastalara bakarken Jinekolojik semptomların dışında bağırsakları da dikkatlice bakmak gerekir. Bağırsaklarda bir disbiyosiz sorunu ya da mikrobiyata dengesizliği görülebilir. Özellikle mikrobiyomun düzene girmesi zaman alacaktır.
Endometriosiz hastalığı sinsi ilerler tanısı da çok kolay konulmaz. İnfertilite olgularının % 30-35 inde görülmesi azımsanmayacak bir orandır. Genellikle doğum yapmamış fiziksel olarak manken gibi güzel ve güçlü kişilikli kadınlarda gözlenir.
- Endometriosiz Belirtileri Nelerdir?
- Endometriosizde görülen en önemli belirti adet dönemlerinin ağrılı olmasıdır. Hastalığın şiddetine bağlı olarak da zamanla da bu ağrılar artabilir. (Dismenore)
- Cinsel ilişki ağrılı olabilir. (Disparonia)
- Mesane ve rektum tutulumu olan vakalarda idrar ve gaita yaparken ağrı hissedilmesi
- Adet miktarlarında östrojen dominansına bağlı yoğun kanamalar.
- İnfertilite
- Endometriosiz Tanısı Nasıl Konur?
Hekimin hastasına zaman ayırıp öncelikle onu dinleyip iyi bir anamnez alması gerekir.
- Pelvik muayene
- Ultrason muayenesi
- Manyetik rezonans görüntüleme (MRG
- Laparoskopi.
- Laboratuvar kan testleri
Endometriosizin kesin tanısı dokudan alınan örneklerin patolojik tanısı ile konulur.
- Çikolata Kisti Ne ile Karışır?
Ultrason ve MR gibi tekniklerle yapılan görüntülemede iyi huylu içine kanama yapmış kistlerle karışabilir. Ovarian apse görüntüsü yada endometriomanın kalın kist cidarı bazen malign tümörlerle de karışmasına neden olabilir.
- Endometriosiz Tedavisi Nasıl Yapılır?
Medikal tedavi ve fonksiyonel tıp bakışıyla yaklaşılan endometriosiz olgularında yaşam biçiminin, beslenme alışkanlığının desteklenmesi, mikro besin takviyeleri, doğal hormon tedavileri ve özellikle de stres yönetimi sonrası ilk altı ay içindeki kontrollerde çok başarılı cevaplar alınmış ve kistlerde küçülmeler tespit edilmiştir.
Bu hastalık kronik bir inflamasyon zemidir.
Büyüme yapan ve kişinin kliniğini zorlayan vakalarda cerrahi yapılabilir.
Unutulmamalıdır yapılan cerrahi operasyonlar sonrasında kistlerin tekrarlama potansiyeli oldukça yüksek %30-35 civarındadır.
İnfertilite sorunu olan hastalarda doğal hormonlarla yapılan tedavilerde spontan gebe kalma şansı oldukça artmıştır. Bu durum bir süre sonra kronik enflamasyonla zemininde gelişen endometriosiz için kısır döngüye dönüşür.
Doğal hormonlar ve destek ürünlerle yapılan tedaviler sonrasında yapılan çalışmalarda kadınların 2/3 nün ağrılarından kurtulduğunu, kalan 1/ 3 olguda progestin reseptör direnci nedeniyle yeterli etki alınamadığı belirtilmiştir. Kullanılan doğal hormonların kullanımı ile trombotik riske yol açmayacak şekilde kullanım şekli seçilir.
Cerrahi son adım olarak gidildiğinde mümkün olduğunca laparoskopik cerrahinin uygulanması tavsiye edilir.
Endometriosiz olgularında doğal biyoeşdeğer progesteron hormon tedavisiyle östrojen hormonunun baskınlığı susturulmaya çalışılır.
Unutulmamalıdır ki, endometriosiz kronik bir enflamasyon durumudur. Kronik Enflamasyonla iltihabi bir süreç değil yangısal bir süreçtir. Beslenmede anti enflamatuvar bir beslenme tercih edilmelidir.
Endometriosizde ikinci nokta aromatizasyondur. Enflamasyon ve obezite bir arada olursa aromatizasyon durumu daha da artar. Endometriosiz dokusunu aldığı üçüncü destekte progesteron reseptörlerinin etkisini azaltmasıdır. Bu durumda inflamasyonun şiddetini artırır.
İşte tedavideki temel mekanizma inflamasyonu ve aromatizasyonu engelleyebilirsek, bu kısır döngü çözülmeye başlar. Bu durumuda en doğru olarak seçeceğimiz besin destekleri ve beslenme dengesidir. Şimdi burada en önemli noktaya dikkat çekecek olursak enflamasyonla ve aromatizasyon endometriosizin temel sorunudur
Kronik inflamasyonu olan bütün hastalarda, glüten ve sağlıklıksız beslenme inflamasyonu artırır. Bu yüzden beslenme ve sağlıklı bağırsak mikrobiyatası oldukça önemli bir konudur.
Endometriosizi olan hastalara bağırsaklarını iyileştiren eliminasyon diyetleri önerilir.
anti enflamatuvar gıdalar yeşil çay, kırmızı meyveler, yaban mersini, nar ekstresi,, üzüm çekirdeği ekstratı, keten tohumu, zerdeçal, ısoflavonlar, iyot replasman, beyaz kültür mantarı, resveratrol, Pycnogenol ( Fransız sahil çamı ), Hayıt bitkisi vb.. tavsiye edilebilir.
İnflamasyonu azaltmak ve hücreyi güçlendirmek için, D vitamini, Omega 3, alfa lipoik asit, NAC (N asetil cystein), Melatonin, Curcumin vb. tavsiyeler arasındadır.
Östrojen detoksu tarzında bir yaklaşımla gitmek ve buna uygun takviyelerde bulunmak gerekir. Vücuda dışarıdan alınan xeneestrojenlerden de uzak durulmalıdır.
Endometrial dokuda progesteron reseptörleri hem sayı olarak düşmüş hemde fonksiyonları azalmıştır. Enflamatuvar prosesler progesteron reseptörünün aktive olmasını baskılıyor.
- Endometriosiz Tedavisinde Stres Yönetimi ve Psikoterapi Desteği
Egzersiz enflamasyon zeminine oldukça iyi gelir. Stres faktörü azaltılmalıdır. Duygusal alandaki tıkanıklıklar psikoterapi destekleri ile çözümlenerek kr. enflamasyon zeminini artıran stres faktöründen kurtulunabilir. Stres çözümlenmesi gereken primer konudur.
Unutulmaması gereken temel nokta, bu kadınların en büyük sorunu infertilitedir. Endometriosiz kadını ve İnfertilitenin kadının ruhsal dünyasındaki açtığı derin yaraları bir başka yazımızda ele alacağım.
Dr. Sebahat Turan
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
0312. 285 3000
www.doğaldoğummerkezi.com
www.doğaldoğumankara.com